Klor doğada serbest olarak bulunmaz. Genellikle sodyum, potasyum, magnezyum ve kalsiyum ile bulunur. Klor, yeşilimsi sarı renkli toksik ağır bir gazdır.

Dezenfektan ve deodorant olarak kullanılırken daha sonra ilaçlarda, gıda ambalajlarında, otomotiv parçalarında, tıbbiyede, sos ve marmelat hazırlanmasında ve kuru temizlemede kullanılmaya başlanmıştır.

Ev ve çevre temizliğinde kullanılan çamaşır suyundaki beyazlatma özelliğini sağlamak için kullanılan klor ise kanser yapıcı kimyasallar hem insana hem de doğaya zarar vermektedir. Klor geri dönüşüm esnasında ayrışarak doğada kolay parçalanmayan aynı zamanda kalıcı zehirlerden biri olarak hava, su ve toprakta birikirler.

Canlı organizmaların yağlı dokularında birikerek hormonları taklit ederler. Klorun solunmaması önemlidir. Deriye, gözlere ve solunum sistemine tahriş edici etkisi olmakla birlikte ağız, boğaz ve mide de yanıklara neden olabilir. Kullanıldığı ortamın iyi havalandırılması sağlanmalıdır.

Her şeyiyle değiştirilmiş bu dünyada organik ve doğal yaşamak, organik ve doğal beslenmek ve hatta gerçek temizlik yapmak bile bize ve doğaya zarar getiriyor.

Kadınların banyo temizliğine olan tutumu onları geleneksel temizleyicilerde ve çamaşır suyunda kullanılan kimyasalların daha iyi temizlediğine inanmalarına neden olmaktadır. Duş, lavabo, tuvalet ve derzlerde gerçek temizlik için aslında bitkilerden elde edilen formülasyonlar ile elde edilebilirken hem ideal temizliği elde etmek hem de doğayı korumayı kim istemez ki.